
// Türk mutfağı
Çiğ köfte
Çiğ köfte, ince bulgurdan, soğan, domates ve biber salçası ile yeşilliklerden yapılan küçük toplar ya da uzunca köftelerdir. Pişirilmeden hazırlandığı için tadı baharatlara, limona ve yeşilliklerin tazeliğine dayanır: hamur acı, aromatik ve sulu olur. Çiğ köfte soğuk servis edilir; bir meze ya da başlangıç olarak marul yapraklarına ya da lavaşa sarılarak, acılığı yumuşatan nar ekşisi sosu ve soğuk ayranla birlikte sunulur.
Çiğ köfte bir günden fazla saklanamaz: bulgur şişer ve yemek taze yenmelidir.
// Malzemeler
- İnce bulgur
- Kuru soğan
- Domates salçası
- Biber salçası
- Taze soğan ve maydanoz
- Nar ekşisi sosu
// Alerjenler
// Tarihçe
Yemeğin adı, “ezilmiş” ya da “öğütülmüş” anlamına gelen bir Farsça kelimeye dayanır. Türkçede “çiğ” sözcüğü “pişmemiş” anlamına geldiğinden, ad kelimesi kelimesine “çiğ köfte” demektir. Yemek, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere Türkiye’nin güneydoğusunun bir meze yemeği sayılır; burada hem Kürtler hem de Asurlular bu yemeği hazırlar. Geleneksel olarak çiğ köfte, sinirlerinden ve yağından özenle temizlenmiş çiğ dana ya da koyun etiyle, bulgur ve baharatların birlikte dövülmesiyle yapılırdı. Koyun eti “temiz et” sayılır ve köfteyi özel günlerde hazırlarlardı. Çiğ etli çeşit bir günden fazla saklanmazdı.
Şanlıurfa’da yemeğin kökenine dair yerel bir efsane anlatılır: avcının karısı ateşte eti pişirmeyi beceremeyince, yağsız av etini bulgur ve baharatlarla bir taş üzerinde ezmiş. Bu, halk arasında yayılmış bir anlatıdır. Ermenistan’da çi-kofta lüks bir yemek sayılır ve bayramlarda hazırlanır; Ermeni ailelerinde bölgeye ve damak zevkine göre farklı biçimlerde yapılır. Ermeni versiyonu genellikle ekmeksiz servis edilir ve oruç günlerinde çok sevilir. Tenya gibi sağlık riskleri nedeniyle, Türkiye’de çiğ etli çiğ köftenin satışı 2008 yılından beri yasaktır. Bugün lokantalarda çoğunlukla et yerine ceviz, fındık ya da patates kullanılan bitkisel versiyon hazırlanır.























